Friday, March 12, 2010

bir `tüpçü` rüyası

And I meant every word I said
When I said that I love you I meant
That I love you forever

Bir hissi, hisseder gibi olup hissetmek için illa gerçekten hissetmek gerekmiyor. Müziğin o tonu size kafanızda birşeyler canlandırmanıza dair kodlar yolluyor ve milyonlarca kimyasal etkileşim sonucunda kafanızda bir imaj oluşuyor. Platon idea demiş ne güzel demiş. Kusursuz bir tablo oluşuyor kafanızın içerisinde. Arkada dağlar, silik, üstü açık bir arabanın içinde bir kolunuz dışarı sarkmış, koca güneş gözlüklerinizi takmışsınız, güneş kesinlikle rahatsız etmiyor ama güneşin verdiği sıcaklıktan dolayı eriyen asfaltın lastikle reaksiyonu sonucu oluşmuş güzel kokuyu alabiliyorsunuz. Yanınızda beyazlar içinde siyah gözlükleriyle bir bayan, sizin üstünüzde açık mavi bir takım elbise, kravat yok. Belli ki ya evlenmişsiniz, yada arkada bıraktıklarınızı düşünmeden bir tatile gidiyorsunuz. Arabanın koyu sarı deri koltukları bile rahatsız etmiyor sizi ve ilahi bir ses size "Keep On Loving You" çalıyor arka planda. Hayal kurmamı sağlayan, beni kafamda yarattığı idealarla mutlu eden tüm amerikan sinema/müzik sektörüne binbir teşekkürü borç bilirim.
And I'm gonna keep on lovin you
Cause it's the only thing I wanna do
I don't wanna sleep
I just wanna keep on lovin you
Bu da REO Speedwagon'dan gelsin:



Arabayı LPG sistemine geçirmek hiç bu kadar fantezik olmadı...

No comments:

Post a Comment