Yeah Darlin' go make it happen
Take the world in a love embrace
Fire all of your guns at once
And explode into space
Into the Wild ne kadar huzurlu bir filmdi. İnsanlıktan kaçmak. Gerçek dostlukların çıkar çatışmasına bağlı olmadığını öğrenmek. Gerçeğin insanın yalnız yüzleşemeyeceği kadar acı olduğunu öğrenmek. Burada ne katıyorum hayatıma diye düşünebilmek. Ya da hayatta başka neler olduğunu farkedebilmek ve farkedince harekete geçebilmek...
Burada başka birşeyden bahsedicektim ama bazen konu geldiğinde kaçırmamak gerek. Holden'ın dediği gibi eğer konu başka bir yere kayıyorsa ve insanlar bunu anlamıyorsa hatta bir yanlış olarak görüyorlarsa onların hatası bu. Dün Aşk'ta okudum. Bir sorunun olduğunun farkına varmak ve hiçbirşey yapmamak mı daha kötü yoksa sorunu düzeltmek için harekete geçmek mi? Çünkü ikisi de sıkıntı dolu işlemler aslına bakılırsa. Belli bir düzende yaşıyoruz. Herkesin kendine göre sorunları var ama bunları düzeltmek için hiç büyük adımlar atıyor muyuz? Yoksa herkes gibi kabullenip hayatımıza devam mı ediyoruz?
American Beauty'deki Angela Hayes'ten geliyor:
I don't think that there's anything worse than being ordinary.
Like a true nature's child
We were born, born to be wild
No comments:
Post a Comment