doktorun odasının önünde bekliyoruz. babam ve ben gerginiz. sağlık raporu almak için gireceğimiz bu ilk muayenede fazla zaman kaybetmek istemiyoruz. içeride doktor yok. doktorun gelmesini bekliyoruz. doktor yanında benim gibi sağlık raporu için doktor doktor gezen bir kızla birlikte odaya giriyor. kız çıkıyor. biz daha bekliyoruz.
bugün hastaneye gitceğimi biliyordum. ama gerçekleri görmezden gelmek iyidir. hayata katlanabilmenizi sağlar. daha sağlık kurulundan gerekli belgeleri alırken belliydi devlet kurumuna geldiğimiz. yüzü asık bir görevli bana dilekçe yazmamı, örnek dilekçenin koridordaki terkedilmiş masanın çekmecesinde olduğunu söylüyordu. örnek dilekçede istediklerimi yerine koyunca "sağlık raporu almak için hastanenize sağlık raporu almak için geldim" gibi birşey çıkıyordu. bunu devlet kurumlarının saçmalığına verdim ve yazdım. dilekçeyi götürdük. o sırada odaya bir doktor ve yanında uzun boylu bir kız geldi. o da sağlık raporu alacaktı. görevliler dilekçeyi biz yazarız siz gidin parayı yatırın(devlet hastanesinden sağlık raporu almak sigortalı olsanız bile 80,5 tl gibi cüzi bir ücretle yapılıyor) dedi. o an o doktora sinirlendim. biraz da hayranlık duydum. büyük ihtimalle akrabası olan kızın işlerini kolayca hallediyor, bizim için işleri zorlaştırıyordu.
parayı yatırdık doktorları görmeye gittik sırayla. ilk genel cerrahiyi seçtik. sırada beklerken yine o doktor vardı. odaya kızla birlikte girdi. babamın sinirlenmeye yatkın bünyesi bu kadar haksızlığa dayanamadı. odadan çıkan doktora "biz de sağlık raporu için uğraşıyoruz, sizin bir önceliğiniz mi var, söyleyin de bilelim" dedi.
ben buranın uzman doktoruyum cevabını veren doktor bizi odaya aldı. tıp fakültesini kazandığımı duyunca beni tebrik etti. tokalaştık. "bir daha tıp fakültesini kazandığını söyle de öne alsınlar seni" dedi. bana meslektaş diye hitap etti. zaten kısa ve sıradan hayatımda hiç bu kadar götümün kalktığını hissetmemiştim.
No comments:
Post a Comment